CARTA DEL RESTAURO* (1931)

İtalya'da ulusal bir sorun derecesine yükselen anıt restorasyonu konusunda uyulması zorunlu kurallar üzerine eğilen Eski Eserler ve Güzel Sa­natlar Yüksek Kurulu, bilim, sanat ve tekniği birleştiren bu tür çalışmalarda ülkenin tartışılmaz üstünlüğünü korumak ve mükemmelleştirmek gereğinin bilincinde olarak; kazıyla birlikte yürütülsün, yürütülmesin her res­torasyon işleminin hasarlı parçaları sağlamlaş­tırmak; müzelerde ve arşivlerde korunanlardan daha az değerli olmayan, taşa işlenmiş sanat ve tarih belgelerinin tümünü incelemek, sonuçları sanat ve yapım tarihine yeni beklenmedik bul­gular kazandırabilecek titiz araştırmalara olanak sağlamak gibi çok yönlü ve ciddi sorumlulukları içerdiğine ve bu nedenle acelecilik, uygulama kolaylığı ve duygusallık nedenlerinden hiçbirinin, eksikleri olan, sürekli ve yeterli denetimi yapıl­mayan, belirlenen ölçütlere uymayan uygulama­lara yol açmamasına ve bu ilkelerin başta -anıt­ların incelenmesi ve korunmasıyla görevli genel müdürlük (Sopraintendenza) olmak üzere hem özel sektör, hem kamu kuruluşlarınca uygulan­ması gereğine inanmaktadır. Restorasyon işleminde farklı kurumların görüş­leri, kısmen de olsa birleştirilmeli, bir görüş di­ğerini etkisiz kılmamalıdır. Başka bir deyişle, ta­rihçinin, anıtı oluşturan farklı dönemlerin hiçbiri­nin yok edilmemesi, bilim adamlarını yanıltacak eklemelerin yapılmaması ve analitik araştırma­lar sırasında günışığına çıkan malzemenin dağı­tılmaması istekleri, mimarın anıtı bir sanatsal işlevle ilişkilendirmek ve mümkün olduğunda (bu, üslup birliğiyle karıştırılmamalıdır) bir anla­tım birliğine getirme yaklaşımı, kentlilerin kendi görüş, anı ve özlemleriyle kent ruhundan kay­naklanan arzuları ve son olarak yönetim kuralla­rı ile kullanıma ilişkin kaçınılmaz taleplerin dik­kate alınması gerekir.

Bu alandaki otuz seneyi aşkın bir süredir yapılan çalışmaların başarılı sonuçlarından bir restoras­yon kuramını geçerli kılacak ve netleştirecek so­mut öğretiler bütününün çıkarılabileceğini ve bundan böyle bu kuramın Yüksek Kurul'un gö­rüşmelerinde ve antikite-ortaçağ-çağdaş sanat yapıtlarından sorumlu yetkililerin (Sopraintendenze) çoğunluğunun kararlarında esas alınma­sı gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Uygulamalarla onaylanan bu kuramın temel kuralları şöyle sıra­lanabilir:

 

Madde l- Her şeyden önce anıta, çökme ve aşınmalardan ötürü kaybettiği dayanıklılığı ve zamana karşı direnme gücünü yeniden kazandır­maya yönelik sürekli bakım ve sağlamlaştırma çabalarına önem verilmesi gerekir. .

 

Madde 2- Sanatsal nedenler veya mimari bütün­lük sağlama kaygısından kaynaklanan restoras­yon sorunları tarihi ilke ve ölçütlerle sıkı sıkıya bağlıdır; bir anıtın bütünlenmesi birtakım varsa­yımlara değil, anıtın sağladığı kesin verilere ve büyük ölçüde anıtın özgün öğelerine dayandığı takdirde gündeme gelebilir.

 

Madde 3- Artık kullanılmayan ve geçmiş uygar­lıklara ait anıtlarda, örneğin antik dönem eserle­rinde, her tür bütünlemeden kaçınılmalıdır. Böy­le yapılarda ancak anastilosis, yani kalıntının genel çizgilerini ortaya çıkarmak ve korunması­nı sağlamak amacıyla, mümkün olan en az ek ve nötr malzeme ile dağılmış parçaların birleşti­rilmesi işlemi söz konusu olabilir.

 

Madde 4- Yaşayan, yani ayakta duran anıtlara, yalnızca özgün işlevinden çok uzak olmayan ve binada gerekli uyarlamaların önemli hasara ne­den olmayacak şekilde yapılabileceği yeni kulla­nımlar verilmesi kabul edilebilir,

 

Madde 5- Hangi döneme ait olursa olsun sanat değeri ve tarihi anısı olan tüm öğeler korunma­lıdır; üslup birliği veya yapıyı ilk tasarımına dön­dürme kaygılarıyla bu öğelerden bazılarının dış­lanmasına yönelik bir tutum kabul edilemez. An­cak pencere ve kolonatlara sonradan yapılmış dolgular gibi, önemsiz ve anlamı olmayan, ge­reksiz değişikliklere neden olan kısımlar orta­dan kaldırılabilir. Bunlarla ilgili değerlendirme ortadan kaldırma kararları sağlıklı temellere da­yanmalı; yalnız restorasyon projesi müellifinin kişisel görüşüne bırakılmamalıdır.

 

Madde 6- Anıta ve geçirdiği dönemlere olduğu kadar çevresine de saygılı olunmalıdır. Anıtın çevresindeki yapılar yıkılarak uygunsuz bir biçim­de yalnız bırakılmasına veya çevresinin niteliği, kütlesi, rengi, üslubu ile rahatsız edici yapılarla sarılmasına engel olunmalıdır.

 

Madde 7- Eğer bir anıtı sağlamlaştırmak, kısmi veya tam olarak bütünlemek amacıyla, ya da yeniden kullanım nedeniyle ekler yapılması gere­kirse, uyulması gereken temel koşul yeni öğele­rin en azda tutulmaları, yalın ve yapısal düzeni yansıtır karakterde olmalarıdır; benzer üslupta bir ek ancak yapının mevcut çizgilerini devam et­tirmek ve bezemeden arınmış geometrik anla­tımlar söz konusu olduğunda kabul edilebilir.

 

Madde 8- Ekler kesin ve açık olmalı ve özgün­den farklı malzeme kullanılarak veya bezemesiz bir çerçeveyle sınırlanarak, ya da damga veya yazıtla belirtilmelidir. Bir restorasyon asla onu inceleyenleri yanıltacak veya tarihi bir belgeyi değiştirecek şekilde yapılmamalıdır.

 

Madde 9- Bir anıtın taşıyıcı sistemini güçlendir­mek veya kütlesini bütünlemek için eski yapım yöntemleriyle amaca ulaşılamazsa, çağdaş tek­niklerin kullanılması uygun olabilir. Aynı biçim­de, basit ya da karmaşık tüm yıpranmış strüktürleri ayakta tutabilmek için çeşitli bilimlerin katkıda bulunmaya çağırılmaları gerekir. Böylece bilime dayanmayan yöntemler yerlerini bilimsel olanlara bırakmak zorunda kalmalıdır.

 

Madde 10- Antik eserlerin gün ışığına çıkarıldığı kazı ve araştırmalarda, topraktan çıkan kalıntıla­rın düzenlenmesi ve in-situ bırakılacak olan sa­nat eserlerinin sürekli olarak korunması çabala­rını kapsayan "kurtarma" çalışması derhal ve sistemli bir şekilde gerçekleştirilmelidir.

 


Madde 11-
Kazılarda olduğu gibi, anıtların resto­rasyonun da önemli koşullardan biri, çalışma­lar sırasında bir günlük tutularak çizim ve fotoğraflarla sağlıklı bir belgeleme yapılmasıdır. Böy­lece anıtın biçim ve strüktürüne ilişkin bütün ay­rıntılar, bütünleme, temizleme ve restorasyonnin bütün aşamaları kalıcı ve güvenli olarak kayde­dilmiş olur.


Eski Eserler ve Güzel Sanatlar Yüksek Kurulu her anıtın ve her restorasyonun aşamalarının kendine özgü sorunlar ortaya koyduğu çok güç ve karmaşık durumlarda, genel kuralların göz­den geçirilip, tartışılarak tamamlanmasını ve zenginleştirilmesini gerekli görmekte, bu neden­le aşağıdaki istekleri dile getirmektedir:

 

a. İster özel kişiler, ister resmi makamlar, ister Sopraintendenza tarafından yürütülüyor olsun, sıradan onarım işlerinin dışında kalan tüm res­torasyon çalışmalarından önce, ilke olarak Yük­sek Kurul'un görüşü alınmalıdır.

 

b. Her yıl Roma'da yetkililerin karşılaştıkları so­runları meslektaşlarının ilgisine sunmalarına ve çözüm önerilerini açıklamalarına olanak veren dostça bir toplantı düzenlenmelidir (Bu toplantı­ların tutanakları Milli Eğitim Bakanlığı'nın Bolletino d'Arte dergisinde yayınlanabilir).

 

c. Yukarıda sözü edildiği gibi, restorasyon sıra­sında düzenli olarak günlük tutulması ve bunla­rın korunması zorunlu olmalı ve mümkün olursa bunlardan elde edilecek analitik veri ve bilgile­rin tıpkı kazılar için yapıldığı gibi bilimsel yayına dönüştürülmesine özen gösterilmektedir.

 


KEPÇEYLE ANTİK KAZI!

Kaçak kazı kent buldurdu

Laodikya Antik Kenti'nde kazı sezonu başladı

Hasankeyf e karşı Çin Seddi

14 yüzyıllık Damatrys Sarayı ilgi bekliyor

Antik kentte çimento planı iptal edildi

2 bin yıllık Kolezyum ‘taş kanseri' olmuş

32. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu (24-28 Mayıs 2010)

Allianoi'nin ‘direniş posterleri'

Tüm Haberler

Tüm hakları saklıdır © 2010 nccrestorasyon
Mimar Sinan Eserleri