AMSTERDAM BİLDİRGESİ (1975)
1975 Avrupa Mimarlık Mirası yılını taçlandıran ve Avrupa'nın tüm ülkelerinin
delegelerinden oluşan Amsterdam Kongresi, Avrupa'nın benzersiz mimarlığının
tüm halklarının ortak mirası olduğunun bilincini taşıyan ve korunması için üye
devletlerin aralarında ve diğer Avrupa hükümetleriyle birlikte çalışma
isteklerini bildiren Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nce yürürlüğe konulan
Karta'yı sevinçle karşılamaktadır. Kongre, Avrupa mimarlık mirasının tüm dünyanın
kültürel mirasının bütünleyici bir parçası olduğunu onaylamaktadır ve bu yılın
Temmuz ayında Helsinki'de benimsenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Kongresi
Sonuç Yasası'nca öngörülen kültürel alanda işbirliği ve alışverişi teşvik amacıyla
karşılıklı yüklenilen sorumluluğu büyük bir memnuniyetle izlemiştir.
Bu şekilde, Kongre aşağıdaki temel düşünceleri vurgulamaktadır:
a. Avrupa'nın mimarlık mirası,
paha biçilmez kültürel değerinin yanısıra, halklarına ortak
tarihlerinin ve geleceklerinin bilincini aşılamaktadır. Bu nedenle
yaşatılması çok önemlidir.
b. Mimarlık mirası yalnız üstün
nitelikli tek yapılan ve çevrelerini değil, tarihsel
ve kültürel özelliği olan tüm kentsel ve kırsal alanları içerir.
c. Bu hazineler tüm Avrupa
halklarının ortak varlığı olduğundan, bu halklar ihmal, kasıtlı yıkım,
düzensiz yeni yapılaşma ve aşırı trafik gibi gittik, gittikçe artan tehlikelere
karşı, onları korumak için ortak bir sorumluluğa sahiptirler,
d. Mimarlık ürünlerinin
korunması marjinal bir sorun olarak değil, kent ve ülke planlamasının ana
hedefi olarak ele alınmalıdır,
e. En önemli planlama
kararlarını alan yerel yetkililerin mimarlık mirasının korunmasında özel bir
sorumluluğu vardır ve fikir ve bilgi alışverişi yaparak birbirlerine yardımcı
olmalıdırlar.
f. Eski alanların
sağlıklılaştırılması olanak ölçüsünde, bölge sakinlerinin toplumsal kompozisyonunda
köklü bir değişiklik gerektirmeyecek şekilde tasarlanmalı ve uygulanmalıdır.
Kamu kaynaklarınca gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının sağladığı yararlardan
tüm toplum kesimleri pay almalıdır.
g.Gerekli yasal ve yönetimsel
önlemler tüm ülkelerde güçlendirilmeli ve daha etkin kılınmalıdır,
h.Mimarlık veya tarih açısından
önemli binaların ve yörelerin restorasyon, uygulama ve bakım giderlerinin
karşılanmasına katkıda bulunmak için yerel yönetimlere parasal yardım
sağlanmalı, aynı biçimde özel mülk sahiplerinede parasal destek ve devletten
yardım sunulmalıdır.
i. Mimarlık mirası ancak, halk
ve özellikle de genç kuşak onun değerini bilirse yaşayacaktır. Bu nedenle her
düzeydeki eğitim programları bu konuya artan bir ilgi göstermek zorundadır.
j. Kamunun ilgisini uyandırmaya
yardımcı olacak uluslararası, ulusal ve yerel bağımsız örgütler
yüreklendirilmelidir.
k. Bugünün yeni yapıları
yarının mirası olacağından, çağdaş mimarlığa yüksek kaliteli olması için her
türlü çaba gösterilmelidir.
Avrupa Mimarlık Mirası Kartası'nda Bakanlar Komitesi'nin belirttiği gibi,
üye devletlerin dayanışma ruhu içinde birbirini tutan politikalar izleyeceğini
garanti altına almak Avrupa Konseyi'nin sorumluluğundadır. Bu nedenle tüm Avrupa
ülkelerinde mimarlık ürünlerinin korunması için gösterilen aşamalar deneyim
alışverişini özendirecek biçimde periyodik raporlar halinde sunulmalıdır.
Kongre hükümetleri, parlamentoları, ruhani ve kültürel kuruluşları, profesyonel
enstitüleri, ticari, endüstriyel ve bağımsız birlikleri ve tüm vatandaşları
bu bildirinin hedeflerini tüm güçleriyle desteklemeye ve bunların uygulanmasını
sağlamak için her türlü çabayı göstermeye çağırmaktadır.
Avrupa'nın yeri doldurulmaz mimarlık mirası, şimdi ve gelecekte tüm halklarının
yaşamlarının zenginleştirilmesi için ancak bu yolla yaşatılabilir.
Kongre tartışmalar sonucu ortaya çıkan sonuç ve önerilerini aşağıda
sunmaktadır. Yeni bir koruma politikası ve bütünleşik koruma uygulanmazsa,
toplumumuz çok yakında geleneksel çevresini oluşturan yapı ve sit mirasının
çoğunu yitirmiş olduğunu görecektir. Koruma bugün tarihi park ve bahçelerin
yanısıra, tarihi kentler, kentlerin eski mahalleleri ve geleneksel karakteri
olan kent ve köyler için de gereklidir. Bu mimarlık ürünlerinin korunması en
büyüğünden en alçak gönüllülerine kadar, günümüz yapılarını da unutmadan,
kültürel değer taşıyan tüm yapıları çevreleriyle birlikte kapsayan geniş bir
perspektif içinde görülebilir.
Mimarlık mirasının önemi ve onu koruma tartışmaları artık çok daha açıklıkla
biliniyor. Ani toplumsal değişikliklere karşı bireylerin kimliklerini
bulmalarına olanak veren çevreleri korumak, ya da yaşatmak zorundaysak,
tarihsel sürekliliği korumamızın gerektiği kabul edilmelidir.
Çağdaş kent planlamasında eski kentlerin kentsel dokusunu karakterize eden
insan ölçeğini, kapalı mekânları, işlevlerin etkileşimini ve toplumsal ve
kültürel değişkenliği geri getirmek için bir çaba vardır. Fakat aynı zamanda
eski yapıların korunmasının günümüz toplumunun ana ilgilerinden biri olarak
kaynak tasarrufu ve israfın önlenmesine de katkıda bulunduğunun farkına
varılmıştır. Tarihi yapılara çağdaş yaşamın gerekleriyle ilişkili yeni
işlevler verilebileceği gösterilmiştir. Dahası, koruma, yetenek ve becerilerini
yaşatıp geleceğe aktarmak zorunda olan sanatçı ve yüksek nitelikli
zanaatçılara da gereksinme yaratmaktadır. Mevcut yerleşmelerin iyileştirilmesi
aynı zamanda, tarımsal alanlara daha az el uzatılmasına ve koruma
politikasının çok önemli bir üstünlüğü olarak, nüfus hareketlerini önlemeye, ya
da büyük ölçüde azaltmaya da yardımcı olur.Tüm bu nedenlerle, mimarlık
mirasının korunması için yapılan tartışmalar bugün her zamankinden daha güçlüdür.
Bununla beraber sağlam ve kalıcı bir temele oturtulmalı ve böylece esaslı bir
araştırma konusu haline getirilerek tüm eğitimsel ve kültürel gelişim
programlarının parçası olmalıdır.
Mimarlık mirasının korunması kentsel ve bölgesel planlamanın baş hedeflerinden
biridir.
Mimarlık mirasının korunması, yakın geçmişte sık sık olduğu gibi, ikincil bir
kaygı, ya da anlık eylemler gerektiren bir çalışma gibi ele alınmak yerine,
kentsel ve bölgesel planlamanın bütünleyici bir parçası haline gelmelidir.
Yani korumacılarla planlama sorumluları arasında sürekli bir diyalog
kaçınılmazdır.
Plancılar tüm alanların ayni olmadığını ve bu nedenle de kendi özel
niteliklerine göre ele alınmak zorunda olduklarının bilincinde olmalıdırlar.
Mimarlık mirasının estetik ve kültürel değerlerinin gerektirdiklerinin
bilinmesi eski mimarlık kompleksleri için özel hedef ve planlama kurallarının
benimsenmesine yol açmalıdır.
Sıradan planlama yönetmeliklerini ve tarihsel yapıları koruma amaçlı özel
kuralları, birbirine uyarlamaksızın, yalnızca birlikte uygulamak yeterli
değildir. Gereken bütünleşmeyi olası kılmak için, çevrelerindeki koruma
bölgelerini de belirleyerek, yapıların, mimarlık komplekslerinin ve sitlerin
envanterlerini hazırlamak şarttır. Bu envanter, koruma değeri taşıyan yapı ve
bölgelere kişilerin dikkatini çekmek amacıyla, özellikle de kent ve ülke
planlamasından sorumlu bölgesel ve yerel yetkili ve görevlilere
ulaştırılmalıdır. Böyle bir envanter, mekân yönetimindeki esaslı bir
niteliksel öğe olarak koruma için gerçekçi bir temel oluşturacaktır.
Bölgesel planlama politikası, mimarlık mirasının korunmasını hesaba katmalı ve
ona katkıda bulunmalıdır. Bu, özellikle nüfus azalmasını denetlemek ve
dolayısıyla eski yapıların bozulmasını önlemek amacıyla, yeni etkinliklerin
ekonomik çöküntü içinde bulunan bölgelerde yerleşmesini teşvik edebilir. Buna
ek olarak, kent çevresindeki alanların gelişim kararları eski mahallelerin
üzerindeki baskıyı hafifletecek bir biçimde yönlendirilebilir; burada ulaşım
ve çalışma politikaları, birde kentsel etkinliklerin odak noktalarının daha
iyi bir dağılımının sağlanması, mimarlık mirasının korunması üzerinde önemli
bir etki oluşturabilir.
Kalıcı bir koruma politikasının eksiksiz gelişmesi yerel kültürlerin dikkate alınmasının
yanısıra, geniş çaplı bir merkezden uzaklaştırma önlemi de gerektirir. Bu
planlama kararının alındığı tüm düzeylerde (merkezi, bölgesel, yerel) koruma
çalışmalarından sorumlu kişiler bulunması gerektiği anlamına gelir. Bununla
birlikte, mimarlık mirasının korunması sadece uzmanlara ait bir konu
olmamalıdır. Kamuoyu desteği şarttır. Halk eksiksiz ve yansız bilgi alarak,
envanterlerin oluşturulmasından kararların hazırlanmasına kadar, işin her
aşamasında gerçekten de rol almalıdır.
Son olarak, mimarlık mirasının korunması, niteliksel ölçütlere ve doğru
oranlara hak ettiği önemi veren ve çok sık olarak kısa vadeli kaygılar,
teknolojiye dar görüşlü bir yaklaşım, yani kısaca modası geçmiş bir bakışın
hakim olduğu seçenek ve hedefleri bundan sonra reddedebilme olanağı sağlayacak
olan yeni, uzun vadeli bir yaklaşım özelliği taşımak zorundadır.
Bütünleşik koruma yerel yetkililerin sorumluluğunu da kapsar ve yurttaşların
katılımını gerektirir.
Yerel yetkililerin mimarlık mirasının korunmasında özel ve yaygın
sorumlulukları olmalıdır. Bütünleşik koruma ilkelerini uygularken, kentsel ve
kırsal topluluklardaki mevcut toplumsal ve fiziksel gerçeklerin sürekliliğini
de hesaba katmak zorundadırlar. Gelecek geçmişin pahasına kurulamaz ve
kurulmamalıdır.
İnsan yapısı çevreye akıllı, duyarlı ve ekonomik bir saygıyla yaklaşan böyle
bir politikayı uygulamak için yerel yetkililer;
-kentsel ve kırsal dokuyu,
onların yapısını, karmaşık işlevlerini, inşa edilmiş ve açık mekanların
mimarlık ve mekânsal özelliklerini konu alanbir çalışmayı temel olarak
kullanmalı;
-yapılara, onların karakterine, saygı göstermeyi ihmal etmeden çağdaş yaşamın
gereklerineuyan işlevler vermeli; böylece yaşatılmalarını garanti altına
almalı;
-(eğitimsel, yönetimsel ve tıbbi) kamu hizmetlerinin gelişimi üzerinde yapılan
uzun vadeli incelemelerin, aşırı boyutların bunların nitelik ve etkinliklerini
zedelediğini gösterdiğini bilmeli;
-böyle bir politika için bütçelerin uygun bir bölümünü ayırmalıdırlar. Bu
bağlamda, hükümetlerden özellikle bu cins amaçlar için ayrılmış kaynaklann
yaratılmasını istemelidirler. Bireylere ve çeşitli kuruluşlara yerel
yönetimlerce verilen karşılıklı ve karşılıksız krediler onların katılımını ve
parasal bağlantılarını canlandırmayı hedef almalıdır;
-mimarlık mirasını ilgilendiren her türlü konu ile uğraşmak üzere temsilciler
atamalı;
-yapıların o sıradaki kullanıcılarıyla esas sahiplen arasında doğrudan doğruya
bağlar kurulmasını sağlayacak özel, ticari olmayan acenteler kurmalı;
-restorasyon ve iyileştirme çalışmaları için gönüllü kuruluşların oluşumunu ve
etkin işleyişini kolaylaştırmalıdırlar.
Yerel yönetimler, koruma planları ile ilgilenen grupların görüşlerini
araştırmak için kullandıkları danışma tekniklerini geliştirmeli ve planlamanın
ilk aşamalarından itibaren bu görüşleri hesaba katmalıdırlar. Halkı
bilgilendirme çabalarının bir bölümü olarak, yerel yetkililerin kararlarını
açıkça anlaşılır bir dil kullanarak halka sunmalı ve böylece yörede yaşayanlar
bu kararların nedenlerini öğrenip, tartışıp değerlendirebilmelidirler. Halkın
konuları birlikte inceleyebilmesine olanak veren toplantı yerleri
sağlanmalıdır.
Bu politikanın bir parçası olarak, halk toplantıları, sergiler, halk
oylamaları, iletişim araçlarının kullanımı gibi yöntemler ve tüm diğer uygun
yöntemlerin uygulanması her zaman başvurulan uygulamalar haline gelmelidir.
Gençlerin çevre sorunlarında eğitilmeleri ve koruma görevlerine katılmaları en
önemli toplumsal gerekliliklerden biridir.
Gruplar ya da bireylerce ileriye sürülen tamamlayıcı öneri veya
seçenekler, planlamacıya önemli bir katkı olarak düşünülmelidir. Yerel
yönetimler birbirlerinin deneyimlerinden yararlanabilirler. Bu nedenle tüm
kullanıma açık kurallardan yararlanarak sürekli bir bilgi alışverişi oluşturmalıdırlar.
Herhangi bir bütünleşik koruma politikasının başarıya ulaşması toplumsal
etkenlerin gözönüne alınmasına bağlıdır. Bir koruma politikası aynı zamanda
mimarlık mirasının toplumsal yaşamla bütünleşmesi anlamına da gelir.
Gösterilecek koruma çabası, yalnızca yapıların kültürel değeriyle değil,
onların kullanım değeriyle de ölçülmelidir. Bütünleşik korumanın toplumsal
sorunları ancak bu iki değerler grubu eş zamanlı olarak ele alınırsa
halledilebilir.
Mimarlık mirasının bir bölümünü oluşturan bir yapı kompleksinin
iyileştirilmesi, mevcut alt yapı üzerine yeni yapılaşmadan, ya da daha önce
gelişmemiş bir alanda yeni bir kompleks yapılmasından daha ucuza gelebilir.
Toplumsal sonuçları oldukça farklı olan bu üç çözümün maliyetleri karşılaştırıldığında,
toplumsal maliyetleri gözden kaçırmamak önemlidir. Bunlar yalnızca mal
sahipleri ve kiracıları değil, o bölgede canlılığı sağlayan ve koruyan
zanaatkar, tüccar ve yüklenicileri de ilgilendirir.
Kamu yetkilileri restore edilmiş ve iyileştirilmiş bölgelerdeki sakinlerin
artan kiraları ödeyememeleri, orayı terk etmek zorunda bırakılmaları gibi
sonuçlar veren serbest piyasa yasalarını önlemek için, düşük maliyetli
yerleşmelerde zaten yaptıkları gibi, ekonomik etkenlerin etkisini azaltmak üzere
araya girmelidirler. Parasal müdahaleler, kira üst sınırlarının
sabitleştirilmesiyle bağlantılı olarak mal sahiplerine yapılacak restorasyon
giderleri yardımı ile, eski ve yeni kiralar arasındaki farkı tümüyle, ya da
kısmen karşılayacak biçimde kiracılara yapılacak para yardımı arasında bir
denge oluşturmayı hedef almalıdır.
Halkın programların hazırlanmasına katılmasına olanak tanımak için, onlara bir
yandan korunacak yapıların tarihsel ve mimari değerini anlatarak, diğer
yandan da sürekli ve geçici yeniden yerleşme konusunda tüm ayrıntıları vererek
durumu anlamaları için gerekli gerçekler ortaya konmalıdır.
Bu katılım en önemlisidir çünkü iş artık birkaç öncelikli yapının restore
edilmesi değil bölgelerin tümüyle iyileştirilmesi olayıdır. İnsanların
kültürle ilgilenmesini sağlamaya yönelik bu pratik yöntem, hatırı sayılır bir
toplumsal yarar getirecektir.
Bütünleşik koruma yasal ve yönetimsel önlemler alınmasını gerektirir.
Mimari miras kavramı yavaş yavaş tarihsel tek yapıdan kentsel ve kırsal
mimarlık komplekslerine ve daha yakın tarihi mimarlık eserlerine doğru
genişletildiği için, yönetimsel kaynaklarda bir artışla bağıntılı olarak geniş
kapsamlı bir yasal reform yapılması etkili eylemin ön koşulu olmuştur.
Bu reform, bölgesel planlama yasalarını mimarlık mirasının korunması ile
ilgili yasalarla birlikte uygulama gerekliliği ile yönlendirilmelidir. Bu
sonuncusu (koruma yasaları), mimarlık mirasının ve bütünleşik koruma
hedeflerinin yeni bir tanımını getirmelidir.
Bunlara ek olarak, aşağıdaki konulara ilişkin
özel işlemler tasarlamak zorundadır:
- Mimari komplekslerin saptanıp, çizimlerinin yapılması;
- koruyucu dış bölgelerin ve bunların içinde geçerli olan ve halkı
ilgilendiren kısıtlamaların belirlenmesi;
- bütünleşik koruma şemalarının hazırlanması ve bunların gerektirdiklerinin
planlama politikaları içine alınması;
- projelerin onaylanması ve işi yürütmek için yetki alınması.
Bunlara ek olarak, gerekli yasal hazırlıklar yapılarak
aşağıdaki maddeler gerçekleştirilmelidir:
- kentsel planlama için sağlanan bütçe kaynaklarının iyileştirme ve yeni
gelişme arasında dengeli olarak paylaştırılacağını garantilemek;
- eski bir yapıyı iyileştirmeye karar veren yurttaşlara en azından yeni
yapılaşma için yararlandıkları kadar parasal destek vermek;
- devlet ve kamu yetkililerinin parasal desteksistemini yeni bütünleşik koruma
politikasınınışığında yeniden gözden geçirmek.
Yapı yasa, yönetmelik ve kurallarının uygulaması, olabildiğince bütünleşik
koruma gerekliliklerini karşılayacak şekilde gevşetilmelidir. Yetkililerin
çalışma kapasitesini arttırmak için yönetimin yapısını yeniden gözden geçirerek
kültür mirasından sorumlu departmanların uygun düzeylerde örgütlendiğini ve yeterli
sayıda nitelikli personelle gerekli bilimsel, teknik ve parasal kaynakların
onların emrine verildiğini garanti altına almak şarttır.
Bu departmanlar yerel yetkililere yardım etmeli, bölge planlama bürolarıyla
işbirliği yapmalı ve kamu özel kuruluşlarıyla sürekli ilişki içinde olmalıdırlar.
Bütünleşik koruma uygun parasal araçların varlığını gerektirir.
Tüm ülkelerde uygulanabilecek bir parasal politikayı tanımlamak ya da planlama
sürecindeki farklı önlemlerin sonuçlarını değerlendirmek, bunların karşılıklı
yankıları nedeniyle zordur. Dahası, bu sürecin kendisine toplumun güncel
yapısından doğan dış etkenler hakimdir.
Her devletin kendi parasal yöntem ve araçlarını gözden geçirmesi uygundur. Yine
de Avrupa'da korumaya ayrılmış parasal kaynakları yeterli olan çok az ülke
olduğu kesinlikle söylenebilir. Hiçbir Avrupa ülkesinin bir bütünleşik koruma
politikasının ekonomik gereklerini yerine getirecek ideal yönetimsel işleyişe
henüz sahip olmadığı da açıkça ortadadır.
Bütünleşik korumanın ekonomik sorunlarını çözebilmek için şu etken önemlidir:
yeni yapıların çevreleriyle uyum içinde olmalarını sağlayacak bazı hacimsel ve
boyutsal (yükseklik, arazi kullanım katsayısı vb.) kısıtlamalar getirecek bir
yasa hazırlamak.
Planlama yönetmelikleri, artan yoğunlukları caydırıcı rol oynamalı ve yeni
gelişme yerine iyileştirme çalışmalarını özendirmelidir.
Koruma programlarının baskılarından kaynaklanan fazla maliyeti belirleyecek
yöntemler gözden geçirilmelidir. Olanak olduğunca, bu restorasyon çalışmasını
yürütmek zorunda olan mal sahiplerinin fazla maliyeti (ne fazlasını, ne eksiğini)
karşılayabilmelerine yardım etmek için yeterli kaynaklar bulunmalıdır.
Eğer fazla maliyeti karşılayacak böyle bir yardım sistemi kabul edilirse, tabii
ki, bu yararın vergilendirilmeyle azaltılmasına da özen göstermek
gerekecektir. Aynı ilke, tarihsel ve mimari önem taşıyan yıpranmış yapı
topluluklarına da uygulanmalıdır. Bu toplumsal dengenin yeniden kurulmasını
sağlayacaktır.
Yeni yapılara sağlanan para ve vergi kolaylıkları, aynı oranda eski yapıların
bakım ve korunumu için de sağlanmalıdır. Daha önce fazla maliyet karşılığında
ödenmiş bir yardım varsa tabii ki gösterilecek kolaylık daha az olacaktır.
Yetkililer, yerel yetkililere, ya da kâr amacı gütmeyen kuruluşlara gerekli
parayı sağlayarak döner sermayeler kurmalı ve onları özendirmelidir. Bu
özellikle, bu cins programların böyle çekici bir mal varlığı karşısındaki
yüksek talepten doğan değer artışları yoluyla kısa, ya da uzun vadede kendini
finanse edebilir hale gelebileceği bölgelerde uygulanabilir.
Yine de, tüm özel parasal kaynakları özellikle de endüstriden gelenleri teşvik
etmek çok önemlidir. Sayısız özel girişim, ulusal ya da yerel düzeydeki
yetkililerle birlikte oynayabilecekleri yararlı rolü ortaya koymuştur.
Bütünleşik koruma restorasyon ve iyileştirme yöntem ve teknikleri daha iyi
araştırılmalı ve kapsamları genişletilmelidir.
Önemli tarihi kompleksler için geliştirilmiş olan özel teknikler bundan böyle
daha az sanatsal üstünlüğe sahip olan birçok yapı ve komplekste de
uygulanmalıdır.
Geleneksel yapı malzemelerinin bulunabilmesi ve geleneksel zanaat ve
tekniklerin kullanımının sürdürülmesini garanti altına alacak adımlar
atılmalıdır.
Mimarlık mirasının sürekli bakımının yapılması, uzun vadede masraflı
iyileştirme işlemlerini önleyecektir.
Her iyileştirme şeması uygulanmaya başlanmadan önce iyice incelenmelidir. Aynı
zamanda malzeme ve tekniklerle ilgili kapsamlı bir belge toplama çalışması ve
giderlerin bir analizi yapılmalıdır. Bu belgeler toplanıp uygun merkezlerde
bulundurulmalıdır.
Koruma için kullanılan yöntem ve tekniklerin bir katalogunu derlemek için
araştırmaya girişilmeli, bu amaçla bilimsel kurumlar oluşturulmalı ve bunlar
aralarında yakın bir işbirliği içinde bulunmalıdır. Bu katalog hazır
bulundurulmalı ve restorasyon ve iyileştirme uygulamalarının düzeyini
yükseltmek isteyenlere dağıtılmalıdır.
Nitelikli personel üretmek için daha iyi eğitim programlarına esaslı bir
gereksinme vardır. Bu programlar, esnek, çok disiplini kapsayan nitelikte
olmalı ve yerinde uygulamaya yönelik deneyim kazanılabilecek kursları da
içermelidir.
Bilgi, deneyim ve eğitilen elemanların uluslararası değişimi, tüm ilgili
personelin eğitimi için gerekli bir öğedir. Bu, koruma programları hazırlamak
için gerekli plancı, mimar, teknisyen ve zanaatçı birikimini yaratmaya ve yok
olma tehlikesi içinde olan restorasyon çalışmalarına özgü zanaatçıların yaşatılacağını
garanti altına almaya yardımcı olmalıdır.
Nitelik kazanma, çalışma koşulları, ücret, iş güvenliği ve toplumsal statü
fırsatları, gençlerin restorasyon ve iyileştirme çalışmalarıyla bağlantılı
disiplinleri seçip sürdürmelerini sağlayacak kadar çekici olmalıdır.
Bunun yanısıra, tüm düzeylerdeki eğitim programlarından sorumlu olan yetkililer,
gençlerin ilgisini koruma disiplinlerine çekmek için çaba göstermelidirler.
|